Sunday, June 13, 2010

Kedi milleti!


Fare ölülerini sahibinin kapısına bırakan bir kedi vardı. Toraman cinsinden. Belki çok marjinal bir örnek. Yani bir kedinin hayatı boyunca kaç fare yakaladığına dair bir istatistik yok. Bu otomatikman kelleden sallama özgürlüğü getiriyor bana, biliyorum. Ama öyle değil!

Kırsal bir periferi coğrafyasında yaşamaya başlamış olan ve adının Kirazpınar olduğunu hatırladığım bir köyde öğretmenlik yapan arkadaşımın kedisi, bu olayın başkahramanıydı. O sıralarda fareler, köylülerin tahıl ambarlarını talan ediyorlardı. Bu kedi -adı sanırım Pasaklı idi-, sahibiyle nankörlüğün esamesi okunmayacak çok duru ve samimi bir "kedi-sahip" ilişkisine girmişti. Arkadaşım hafta sonları köyün bağlı bulunduğu Balıkesir şehrinin merkezine gidip en güzel mamaları alıyordu pasaklıya. Pek arkadaşı olmadığı için, kedi ve çanak antenli televizyonuyla olan ilişkisinin sınırlarını bir hayli geliştirmişti. Hal böyle olunca, aslında köpeklere mal edilen o "koşulsuz ve kayıtsız bağlılık ve sadakat" kuralının bir istisnası oluvermişti Pasaklı.

Hayvan, bağlılığının bir göstergesi olarak neredeyse her gün bir fare avlıyor, daha sonra arkadaşımın kapısının önüne bırakıp onun gelmesini bekliyordu. Arkadaşım Stephen King öykülerini anımsatan bu durum karşısında önceleri biraz rahatsız olsa da, kedisinin bu davranışına zamanla alışmış görünüyordu. Şaşarak şahit olduğum durum; kedilere evcil ve insani hasletleri kazandıran insanların, hayvanların vahşi yaşam koşullarına bu minyatür örnekte olduğu gibi uyum sağlayarak biraz da onların dünyasından hayata bakabilmesiydi. Empatinin en marjinal haline verilecek şahane bir örnekti bu.

Zamanında rüyalarıma bile girmiş olan bu bağlılık öyküsü, kedilere olan gizemli bakışımı artırsa da asla ve asla evime bir kedi alamama kararımı daha da güçlendirdi. Bu hayvanların tüm diğer hayvanlardan daha paranormal algıları var ve hayatım bir kedinin yaratacağı sürprizleri kaldıramayacak kadar bana aiti. 9 can jokeri ve her zaman üzerine düşülen 4 ayak onların olsun. Bana bir can ve iki ayak yetiyor.

No comments: