Wednesday, May 4, 2016

KURAMSIZ ELEŞTİRİ OLUR MU?





           


Zafer İlbars naçizane der ki: Kuramsız eleştiri olur!

Kuralcılıktan, nesnellikten ve bilimsellikten arınmış bir eleştiri kuramsız bir eleştiridir bana göre.  Aslında her kurama bağlı eleştiri de kişisel izlenimler ve duygular kaleme alınır. Ama bu izlenimler mevcut eleştirinin türüne göre disipline edilir. Örneğin Marksist eleştiri de, eserin uyandırdığı duygular Marksist bir anlayışın ekseninde yazılır. Bir eleştirmen, büyük beğeni duyduğu bir eser hakkında kendi ruhunun serüvenlerini anlatabilir. Aslında nesnel sanat olmadığını düşünürsek, öznel ve kuramlara bağlı kalmaksızın yapılan eleştirinin yadırganmaması gerekir.

Aslında kurama bağlı kalmaksızın yapılan eleştiri de, bir anlamda adı “izlenimci eleştiri” olan, tanımı yapılmış bir türe de tekabül eder. Bir eseri kendi zevk, algılama, değer ölçülerine göre incelemeye dayalı olan İzlenimci  eleştiriye “kuramsızlığın kuramı” da denebilir.

Bu, akla rasyonellikten tamamen uzaklaşmış, keyfi bir eleştiri tarzını getirmemelidir. Zaten bir eleştirinin “eleştiri” tarzında kabul edilebilmesi için belli bir üslup ve fikir olgunluğu seviyesini geçmiş olması zorunludur.  Yani, “gayet güzel, hoşuma gitti bayağılığı,  dikkate alınacak bir öznel değerlendirme ve eleştiri değildir elbette.  Eleştiri yazısını okutacak olan yazarının kendine  konuyu kendine özgü ele alış biçimi,  yorumlayışı ve anlatımındaki tarzıdır.

Edebi eserlerden zevk almak, onlarla duyguları inceltmek ve zenginleştirmek kuramsal bir kesinliğe büründürmemektir. Belli bir yöntemi olmayan bu tarzda eserlerin ve türlerin sınıflaması da yoktur. Eseri okurken alınan zevk, eserin tek ölçüsüdür. Bu nedenle herhangi bir kuramın bağlayıcılığı söz konusu olamaz.

İzlenimci eleştirmen, zaman zaman amacının yalnızca kendinden söz etmek olduğunu da açıkça söylemek rahatlığını da gösterebilir. İzlenimciler her türlü dizgeye kuşkuyla baktıklarından, yöntemleri hiçbir yönteme ve kurama bağlanmamaktadır. İzlenimciler, iki yüzlülükten tiksinirler, içten olalım düşüncesi taşımışlardır.
           
Eleştiri, bir yapıtın belli bir zamanda bizde bıraktığı izlenimi belirler ancak, sanatçı da yapıt da, belli bir saatte dünyadan aldığı izlenimi belirtmiştir. Bu böyle olduğuna göre hoşumuza giden yapıtları severiz. Ayrıca izlenimciler, görmenin hazzını küçümsemezler. Onlara göre eleştirmen, açıklamak, yargılamak isterken, işin temeli olan estetik mutluluk duygusunu yitirebilir. İzlenimciliğin temelindeki hazseverlik bundan ileri gelmektedir..

Bu tür eleştiriyi benimseyen eleştirmenler bir tutumdan ötekine atlamakta, doğal olarak izlenimci bir eleştiriyi uygulama eğilimindedirler. Eleştirinin kimi zaman bir iç dökme eğiliminde olmasını oldukça iyi örneklemiştir. Bu, bir bakıma çok bağlanılan bir düşü geliştirme, bir bakış açısını ortaya koyma nedenidir. Sanatın işi kanıtlamak değildir. Sanat yapıtı kapalı olmamalıdır. Sanat zorlamayı gerektirir ve önce biçim gelir. Bütün bunlar, aynı istemin ürünüdür kuşkusuz, eleştiriye de bu istem yön verir. İzlenimci eleştirmen yalnız kendisi için yazmak, başkalarının da yapıtlarını yalnızca kendi kendini aramak için incelemek ister.  Bu tür eleştirilerde yapıt üzerine yargıların yanında, bizi sanat eserinin iklimine götüren şiirsel ve duyarlı betimlemelerden çeşitli örnekler de buluruz.

Örneğin Türk edebiyatında eleştiri denince akla ilk gelen isim olan Nurullah Ataç izlenimci eleştirinin en güzel örneklerini sunar. Ataç, okuduğu eserleri derinlemesine inceleyerek değerli yanlarını aydınlatmaktan çok, o eserden yola çıkarak kendi duygularını, düşüncelerini dile getirme kaygısı içindedir; kendi beğenisini aşılamak, tıpkı bir sanatçı gibi okurlarını etkilemek ister. Bağlı kaldığı; kuramlardan çok, kendi ilhamının sesidir.


Son olarak: Eleştirmek önce anlamak değil midir? Anlama, kendini sanatsal olarak yapıta yansıtan bir kişiliği yeniden kurma çabası ile içsel bir felsefeyi yeniden kurma çalışması arasında gidip gelir. Kuramsız bir eleştiri mümkün müdür? Evet. Ama bu ölçüsüz bir uçarılık mıdır? Hayır. Kimi yapıtlar vardır, içimizde yaşar ve sürer, kimileri de unutuluverir. Kuramsallıktan arınmış bir eleştiri de, eserin yüksek tesirli olana mı, niteliksiz olanı mı yakın olduğunu en basit ve kısa yoldan anlayabiliriz. En azından eleştirmen için!

No comments: