Wednesday, January 4, 2012

Şakirtin Düşleri


Adam Mevlana kitabı okuyan kadına yaklaştı.
Gözlüklerini altından baktı, derin bir soğukkanlılıkla..
“Mevlana ve yeşertip bugünlere taşıdığı düşünce zulası hakkında iz süren derin ve vakur iz sürücülerden misiniz? Aslında böyle bir öngörü edinince Mevlana'nın zerk ettiği huşu konsantrasyonu ile uzun bir süre size bakıp nefesimin kesileceğini ve bu şekilde kaç saniye kalabileceğimi tahayyül ettim” dedi.

Kadın sessiz ve şaşkındı. Cevap bile veremedi.

“Diyeceksiniz ki sabah sabah bu laf ne? Ne yapayım; ’Ne olursan ol gel’ demiş, ben de size geldim.”

Böyle başladı her şey…

“Ne münasebet” dedi kadın.
“Ama elinizde Mevlana ve Şems” kitabı taşıyorsunuz dedi adam. “Bakışlarınızın işaret ettiği kitaba baktım. Farklı ve heyecan verici bir ufuk görme hayali kurdum. Tüm bunlara güzelliğinizin yarattığı optimist öngörü neden oldu. Kızıp laf edeceksiniz, bana değil güzelliğinize yapın bunu.”

Kadın “Hâyâ Allahım” dedi kısık bir sesle. “Hâyâ mı dediniz” dedi adam?

“Evet hâyâ lazım size biraz” dedi kadın, hafif bir tebessümle. 

Söylediği söz sert gibi dursa da söyleyişindeki tarzdan anlaşıldığına gore, az da olsa yumuşamıştı öfkesi.

“Hâyâ Mevlana” dedi adam. Ve ekledi: “Şimdi diyeceksiniz ki, “Kimsin yahu!? Tanımadığın bir kadını heyecanın yeldeğirmeni belliyorsun. Al git iktidarsız mızrağını.”

Diyeceksin ki “Benim için bir hiçsin. Ama mevlevi bir hiçlik, güzeldir. Sıfır malumat, sıfır ortak nokta. Ama şunu bilin ki, içi açılması için teşvik eden gizemli bir kutu gibisiniz.
Hiç cevap gelemezse 'hiçlik' doğasına uygun davranır elbette. Ama bir cevap gelirse, içini doldurup anlamsızlıktan kurtarabiliriz hiçliği."

Kadın dedi ki; “Ben inançsız biriyim. Bir şeylere inanmak için güçlü mazeretler peşindeyim. O nedenle Mevlana’nın umutsuzca eteklerindeyim.”

“Ne güzel” dedi erkek, "Ben de eteklerinizin dibindeyim. Oradan dökülecek taşların beklentisindeyim."
“Benim gibi düşük inancı olan bir insandan ne isteyebilirsiniz ki. İki çocuğu olan yalnız bir kadınım. Dengemi bozmayın. Benden size bir fayda yok.”


Kadın inançsızdı ama adam da inatçıydı.
“O düşük inanç bana yeter. Azla yetinecek denli istiyorum seni. sen biraz ister yeter ki! Benin inancım ikimize de yeter! Gerekirse 3. çocuğu yap beni, ama güzelliğinle emzir!”

Kadının kısıtlı tebessümü genişleyiverdi birden.
“Şunu bilin ki bayım, gülüyor olmam yelkenleri suya indirdiğim anlamına gelmez. Sadece komik olduğunuzu itiraf etmeliyim.”

“Ben de güzel olduğunuzu itiraf değil ilan etmeliyim” dedi adam. “Güzelliğini emip hazzın saflığını tatmak istiyorum, bembeyaz ve ak sütünden. Dudaklarından emmeliyim bu sonsuzluğu. Bana yetecektir oradaki inanç kırıntıları. Onları bana ver!”

Huşunun halüsinasyonuyla coşmuş cemaatçi şakirt gibi arsızca pilav yemek istiyorum. Dönersem bu yoldan kırılsın ulan kaşığım. 

Ol kara sevda!

No comments: