Wednesday, October 13, 2010

Noktalama işareti kullanmak yasaktır!


tekrar ne zaman görüşürüz diye sordum buradan çıkınca biraz dolaşır mıyız diye de gayet sorabilirdim ama hayır ne zaman görüşürüz cumartesiye dedi cumartesiye diye tekrarladım ama onaylamak için mi yoksa sonuna “mı mu mü mi” gibi soru ekleri takmadan nasıl takmazsa ingilizler ama vurguyla sorguladıkları gibi sordum mu hangisini bilmiyorum ama kalktı ve gitti tekrar döneceğini umarak ummaktan öte niye uzatıyorum ki için içimi yiyerek cebimden bir sigara çıkarttım ve yaktım ve ilk dumanı içime çektim ve buraya oturabilir miyim diye sordu heyecanla başımı çevirip o değilmiş başka bir kadın daha çok daha yaşlıca bir kadın bank belediyenin dedim gülerek oturdu cumartesiye diye tekrarladım içimden vurgulu soru ya da evet cumartesiye diye teyitleyerek ayağa kalktım kadının karşısına dikildim bu gece yemeği benimle yer misiniz diye sordum aaa dedi beni ne sandınız siz sizin yaşınızda oğlum var ama oturmadan az önceki gülüşü aklımda oradan açık bir kapım var bir iki ortalama kıvrak lafla yarım saat saçma sapan konularla geçecek sohbetle bu hayatında kimsenin bi bok sanmadığı ve durmadan benim yaşımda bir oğlu olan kadına ilk defa ezberinden farklı bir şey ile şu sikik akşam yemeğini benimle yedirebilirim ya insan unutmak istedikten sonra o da ağzını şapırdata şapırdata yemeğini yiyip sonra unutup ama niye niye niye şu yarım akıllının gecesini benim gibi yüksek mizah anlayışlı birinin birbiri ardına esprileri şimdi yeri mi nereden de aklına geliyor düşünceleri ifadeleri olmadık bakışlarıyla farklılandırayım ki karşılığında aklının dapdar koridorlarından ıkına sıkına kendine özgü ve değerli ama ilginç bir iki kelam çıkartabilmek için ıkına sıkına ıkınıp sıkılıp evet farklı hayatlar farklı seçimler gibi ya da birbirine benzemeyen sorumluluklar ya da sorumsuzluklar gibi ya da benim sorumlu olduğum kişiler bir ailem var gibi ya da iyi hoş da çocuğum kendine bir iş bulsana evlen -sıkı kızların hepsini gerizekalılar kapmıştı- gibi deyip onun bunun dediklerinden farklı olmayacak ama bunun acısını ses tonuyla ayırt ettirmeye çalışmayacak da ne bok yiyecek senin yaşında oğlum var benim tanrı bağışlasın dedim ve yürüyüp gittim

prizden çıkarttın mı gazeteye sarılı balığı fırlatıp denize attın mı balık tutan adama neden bunlar lüfer değil dedin mi sen hiç balık tuttun mu cumartesiye dedikten sonra soru eksiz ama soru işaretiyle o soru işaretine benzeyen zokalı iğneyi lüferin solungaçlarından kes sözü kes zokayı seçtin mi cumartesiden önce tıraş olmayı düşündün mü kapısından içeri girdiğimde şerefime kaldırılan bir kadeh gibi elindeki makası havaya dikip hoşgeldin beyim diyen berber daha önce nerede tıraş oldunuz diye devam ettiğinde biliyordum bu tümeni hepsi yapar illa ki kendilerinden öncekini kötüleyeceklerdir cebimden bir beşlik çıkartıp lavabolu tezgahın üstüne koydum koydun mu ve bitinceye kadar tek kelime etmezsen bu beşlik senin olur dedim yandaki koltukta oturan dallamanın gülerken dudağı kesildi berber bozuldu saçmala saçmala kes kes saçmalamak senin tekelinde mi dedim bunu hep derim eğer bir şey yapmaktan sakındırılıyorsam bu senin tekelinde mi

mesela hatçe yani cumartesiye hatçe'nin parktaki banktan haftalar sonra yatağında artık şefkatin sevişmemize engel olduğu gibi zımbırtılardan birinde yüzü koyun yatarken saçlarımı okşayıp zavallım benim zavallım dediğinde saçlarımı parmaklarından kurtarıp saçlarını kavrayarak suratını nasıl duvara yapıştırdıysam senin de saçmalamalarını geri zekalı beynine tıkıp bu tekel benim diye avazım çıktığı kadar bağırabilsem de mesele bu değil bunu biliyorum çünkü senin karşında durup dile getirdiğim meselelerin o istavrit beyninin süzgecinde ortalama olmaya mahkum olduğunu bildiğim gibi çünkü çıkmıyorsun ya aklımın içinde beni de dinliyor musun orospu çocuğu senin yargılarının beğenilerinin seçimlerinin farklılıklarının sorumluluklarının uzattırma bana hepsi ortalamadır çünkü saçmalama dayanamıyorum oradan buradan bulduğun arakladığın mı demeliyim yoksa görüşlerin ve o görüşler hakkındaki yorumların ortalamadır senin okuduğun olağanüstü güzellikteki kitap ortalamadır senin seyrettiğin alameti farika olsa olacağı var olan film ortalamadır senin başka ulvi birinden duyup da alıntılayacağın özlü söz ortalamadır senin oradan buradan çıkıp da aklıma giren olmaklığın ortalamadır senin girdiğin benim aklım ortalamadır sana hitap eden benim sözlerim sana bakan benim gözlerim senin sikeceğin hatçe ortalamadır ki ben ne çok seviyorum hatçe'yi senin yüzünden benim sevdiğim güler ortalamadır cumartesilerin kökü şimdi sana onlardan bahsettiğim an ortalamadır senin aklına gelen parlak fikir senin döktüğün gözyaşı senin suskunluğun söyleyecek bir şey bulamasan senin bulamadığın söyleyecek bir şeyin ortamaladır senin taptığın tanrı senin yediğin yemek senin bu gece yemeği benimle yer misiniz diyeceğin güler yok hayır benim yaşımda oğlu olan kadın ortalamadır.
o kadınla yemeği ağızlarınızı şapırdata şapırtada yersiniz kaç saat sürer
hesabı ben öderim
o orospu sen de orospu çocuğusun en masum olanınız benim yaşımdaki oğlan

No comments: